info@sefaanaokulu.com

0 322 457 36 25

ÇOCUK BÜYÜTME

ü  Eğitim doğruları söylemek değil, doğruları yapmaktır.

ü  Çocuklar öğütten çok, iyi örneğe ihtiyaç duyarlar.

ü  Çocuklara “ne” düşünceleri değil “nasıl” düşünceleri öğretilmelidir.

ü  Çocuklarımızı “kişilik sahibi” yapabilmek için düşündüklerini, isteklerini ve inandıklarını keşfetmelerine izin verin.

ü  Çocuğunuza vereceğiniz en değerli hediye, “ilgi ve zamandır.”

ü  Çocuklarınızla duygu, düşünce ve ihtiyaçları hakkında konuşun.

ü  Çocuğunuzun yaşına ve gelişimine göre, uygun görev ve sorumluluklar verin

ü   Hangi yaşta olursa olsun, çocuğunuzla oynama ve onun heyecanına katılma fırsatını kaçırmayın

ü  Çocuğunuzun her yaşta anlattığını, sıkıntıdan patlasanız bile dinleyin. Onu dinlerken, mutlaka yüzüne bakın ve onunla “göz ilişkisi” içinde olun. Eğer onu dinlerseniz, bir süre sonra onun da sizi dinlemediğini görürsünüz.

ü  Çocuğunuza ne söylediğiniz değil nasıl söylediğiniz önemlidir.

ü  Çocuğunun problemlerini kendi kendine çözmesine fırsat verin. Çözemediğinde devreye girin.

ü  Çocuğunuzu başkasıyla karşılaştırmayın

ü   Çocuğunuzun yanlışlarını değil doğrularını yakalayın. Çünkü dengeli, takdir edilen ve övülen çocuklar, anne- babalarını ve arkadaşlarını da takdir etmeyi öğrenirler. Ama unutmayın, aşırı sevgi ve takdir çocuğunuzu şımarıklığa yöneltebilir.

ü  Çocuklarınıza ne derseniz öyle olma ihtimalini artırırsınız.

ü  Sık eleştirilen çocuklar, içe kapanık ve güvensiz olurlar. Suçlanan, her konuda kabahatli bulunan çocuklar, suçlamayı ve yalan söylemeyi öğrenirler

ü  Kızgın olduğunuz bir anda hayat dersi vermeye kalkmayın

ü  Çocuğunuza hep çocuk gibi davranırsanız hep çocuk kalır.

ü  Anne- babalar çocuklarına karşı davranışlarında mutlaka tutarlı olmak zorundalar.

ü  Çocuğunuza istemediğiniz hareketleri yasaklamadan önce, nedeninizi mutlaka açıklayın.

ü  Çocuğunuza ne kadar kural koyarsanız o kadar çatışır ve disiplin sorunu yaşarsınız.

ü  Çocuğunuzu ilgilendiren bütün konularda kararı onunla birlikte alın

ü  Hangi yaşta olursa olsun, her fırsatta onun fikrini sorun

ÇOCUK, SADECE ANNENİN İŞİ DEĞİL

       Eli olduğu halde birçok anne çocuğunu yalnız büyütüyor. Bazı babalar sorumluluklarının evin

Giderlerini karşılamaktan ibaret olduğunu sanıyor, çocuklarıyla ilgili hemen bütün işleri annelere bırakıyor. Babaların çocuklarıyla birebir ilgilenmeleriyle çocuklarda görülebilecek kaygı, depresyon somatik sorunlar, dikkat sorunu, asosyallik, agresif veya yıkıcı davranışlar arasında ters orantı var. Yani baba ne kadar çok ilgileniyorsa çocuğun benlik gelişimi o kadar iyi. Hem kız hem erkek çocuklarının babaya ve onun onayına/ desteğine ihtiyacı var. Oyun oynamaktan korkmayan, çabalayan babalar; okumak, sormak, öğrenmek, zaman ayırmak ve uygulamak için efor sarf ediyor. Kültürel norm ve sınırlamalara itiraz edip, çocukları için iyi bir şeyler yapmak istediklerinde desteğe ihtiyaç duyabilirler. Hamilelikten itibaren başlayan sürece, babaların da eşlik eden’ den öte yapabilecekleriyle ilgili bilgilendirilmeleri de gerek. Eşlerinin bir anne olarak yaşayacakları, emzirme döneminde “dışarıda “hissetmelerinin yavaş yavaş kırılacağını öğrenmek bile bu süreci başlatabilir.

            Doğum için hastaneye yatarken babaya da bir doğum çantası hazırlanmasıyla başlamak fena olmaz! Bebeğini tutmaktan korkmayan, hata yapmamaya çalışmaktansa bunları kabul edip düzeltebilen, oyun oynayan, onun meraklarıyla ilgilenebilen korkularını sıkıntılarını dinleyip çözüm üretmeye çalışan, bilmediği şeyleri öğrenmeye çalıştığını gösteren, çocuğu yeni şeyleri öğrenirken  yardım edip eşlik edebilenler iyi baba… en önemlisi sarılmaktan, öpmekten ve yüz göz oluruz korkusuyla çocuklarla eğlenmekten korkmayanlara sağlıklı ve iyi baba diyebiliriz.

ÇOCUKLA İKİSİDE OYNAMALI

     Toplum baba rolü ve fonksiyonunu farkında olmadan pasifize ediyor Örneğin, ders kitaplarındaki

Aile çizimlerinde baba gazete okuyan ve Tv izleyen, anne mutfak işlerini yaparken, çocuk mutlu görülür. Dizleri üzerinde çöküp çocuğuyla oynayan bir baba ve anne figürünün resmedildiğine hiç rastlamadım. Oyun, çocuğun ruh dünyasına hitap eden bir faaliyet olarak görülmekle beraber fikir geliştirmek, yorum yapmak, analiz yapmak, sorumluluk üstlenmek, yardımlaşmak ve mücadele etmek için çok güzel bir referans alanı. Ruhsal dünyaya ait tüm bu malzemelerin inşaası için anne kadar babanın da yaş dönemine uygun formatlarda oyuna çok ama çok özen göstermeleri gerek. Ebeveynin çocuğuna beden diliyle, jest, mimikleriyle ve söylemleriyle verdiği geri bildirimlerin önemi büyük. Olumlu geri bildirimler, çocuk benlik gelişiminin temel yapıtaşları. Bu gerçekleşmediğinde çocuğun ruhsal uyumu bozuluyor. Bu da ilerleyen yaşlarda özüven problemi, benlik saygısının zayıflaması, iletişi güçlüğü ve hatta patolojik temellere kadar varan eniş bir yelpazede gizli bir sorun kaynağına dönüşüyor. Ne yazık ki bu destekleyici tutum pek de bonkörce sergilenmiyor. Muhtemel sebep, kuşaklar arası aktarımda şimdiki anne- babaların bu tutumlardan nasiplerini almaları.  Bu bir kader değil!    

                        

To Top ↑